default-logo
Tel: 0(312) 285 74 45

Mobil: 0532 771 62 19

Santral Seröz Koriyoretinopati

Santral seröz koriyoretinopati (SSKR), retina pigment epitelinin (RPE)  bir veya daha fazla fokal lezyonu birlikteliğinde nörosensoriyel retinanın iyi sınırlı seröz dekolmanı ile karakterize idiopatik bir hastalıktır (Resim 14).

Santral1

Resim 14: Sol gözde SSKR’si olan hastanın nörosensöriyel seröz dekolman alanı izleniyor.
SSKR, sıklıkla 25-55 yaşları arasındaki genç erkeklerde tek taraflı olarak karşımıza çıkmaktadır. Risk faktörleri arasında; psikolojik veya fiziksel stres, A tipi kişilik, glukokortikoid kullanımı, sistemik hastalıklar (SLE, Cushing), gebelik, aile öyküsü varlığı ve beyaz ırk bulunmaktadır (29).
Semptomlar; santral skotom, metamorfopsi, diskromatopsi, mikropsi, kontrast duyarlılığında azalma ve bulanık görmedir. Dekole olan duyusal retina öne doğru yer değiştirdiği için hipermetropi meydana gelir. En iyi düzeltilmiş görme keskinliği 20/20 ile 20/200 arasında değişir, akut vakaların %75’inde en iyi düzeltilmiş görme keskinliği 20/30 ve daha iyidir (30).
Fundus muayenesinde, akut hastalıkta tipik olarak arka kutupta sınırları belirgin oval-yuvarlak şekilli nörosensöryel retina dekolmanı izlenir. Beraberinde seröz pigment epitel dekolmanı (PED) da bulunabilir. Normal foveal reflenin kaybı tanı koymada yardımcıdır. Kronik tekrarlayan olgularda, RPE değişiklikleri ve atrofisi görülebilir. SSKR seyrek olarak büllöz nörosensöryel dekolman ile karşımıza gelebilir, bu klinik tablo genellikle inferior yerleşimlidir ve yerçekimi etkisi ile subretinal sıvının makuladan aşağıya doğru drene olduğu izlenir (31). Bu tablo gerilediğinde geriye yaygın, inferior perifere uzanan RPE atrofileri görülür (Resim 15)

Santral2

Resim 14: Sol gözde SSKR’si olan hastanın nörosensöriyel seröz dekolman alanı izleniyor.
SSKR, sıklıkla 25-55 yaşları arasındaki genç erkeklerde tek taraflı olarak karşımıza çıkmaktadır. Risk faktörleri arasında; psikolojik veya fiziksel stres, A tipi kişilik, glukokortikoid kullanımı, sistemik hastalıklar (SLE, Cushing), gebelik, aile öyküsü varlığı ve beyaz ırk bulunmaktadır (29).
Semptomlar; santral skotom, metamorfopsi, diskromatopsi, mikropsi, kontrast duyarlılığında azalma ve bulanık görmedir. Dekole olan duyusal retina öne doğru yer değiştirdiği için hipermetropi meydana gelir. En iyi düzeltilmiş görme keskinliği 20/20 ile 20/200 arasında değişir, akut vakaların %75’inde en iyi düzeltilmiş görme keskinliği 20/30 ve daha iyidir (30).
Fundus muayenesinde, akut hastalıkta tipik olarak arka kutupta sınırları belirgin oval-yuvarlak şekilli nörosensöryel retina dekolmanı izlenir. Beraberinde seröz pigment epitel dekolmanı (PED) da bulunabilir. Normal foveal reflenin kaybı tanı koymada yardımcıdır. Kronik tekrarlayan olgularda, RPE değişiklikleri ve atrofisi görülebilir. SSKR seyrek olarak büllöz nörosensöryel dekolman ile karşımıza gelebilir, bu klinik tablo genellikle inferior yerleşimlidir ve yerçekimi etkisi ile subretinal sıvının makuladan aşağıya doğru drene olduğu izlenir (31). Bu tablo gerilediğinde geriye yaygın, inferior perifere uzanan RPE atrofileri görülür (Resim 15)

Santral3

Resim 15: Yaygın RPE atrofileri ve inferior perifere uzanan yaygın pencere defektleri bulunan atipik SSKR olgusunun FA görüntüsü.
Tanı Yöntemleri
1.Floresein Anjiografi (FA): Akut SSKR’de, RPE seviyesinde fokal floresein sızıntısı tipik FA bulgusudur. Mürekkep lekesi görünümü, SSKR vakalarında en sık görülen sızıntı paternidir (Resim 16 ). Noktasal sızıntı FFA’nın erken fazında belirir ve yavaş yavaş simetrik biçimde tüm yönlere yayılır. Tüten baca görünümü ise en tipik FA paternidir, yaklaşık %10 oranında görülür, erken dönemde izlenen hiperfloresan nokta baca dumanı şeklinde şeklinde dekolman alanının en üst noktasına kadar yükseldikten sonra nazal ve temporal alanlara yayılarak mantar şeklini alır (Resim 17) (29).

Santral4

Resim 16: FA’de Mürekkep lekesi paterninde erken ve geç dönem hiperfloresans izlenmekte.

Santral5

Resim 17: SSKR’si olan hastanın FA’de tüten baca paterninde hiperfloresans izleniyor.
2.İndosiyanin Yeşil Anjiografi (İYA): SSKR’de koroid damar geçirgenliği artmıştır, buna bağlı olarak İYA’de orta evrede hiperfloresans izlenir.
3. Optik Koherens Tomografi (OKT): Akut SSKR olgularında OKT’de nörosensöryel retina dekolmanı ve eşlik ediyorsa PED izlenir (Resim 17) . Kronik olgularda SSKR olgularında fırçamsı kenar oluşumu fotoreseptör dış segment lokalizasyonu ile uyumlu olarak izlenir. Seröz dekolmanın uzun süre devam ettiği olgularda uzayan fotoreseptör dış segmentlerinin zamanla subretinal boşluğa ve RPE üzerine döküldüğü ve OKT’de subretinal boşlukta hiperintens granüler birikimler olarak izlenebilir (resim 18). EDI-OKT’nin kullanıma girmesi ile SSKR’de subfoveal koroid kalınlığında artma olduğu gösterilmiştir (Resim 19)(31).

Santral6

Resim 18: SSKR olgusunda OKT’de seröz retina dekolmanı ve uzun süreli olduğunu gösteren bir bulgu olarak fırçamsı kenar oluşumu.

Santral7

Resim 19: SSKR hastasında EDI-OKT de koroidin oldukça kalın olduğu görülmektedir. Koroid kalınlığı bu olguda 462 micron olarak ölçülmüştür.
Tedavi
SSKR, benign seyirli bir hastalıktır, genellikle 1-4 ay içerisinde kendiliğinden iyileşme görülür ve görme keskinliği normal seviyelere yükselir. Ancak, hastaların %50’sinde nükslerle seyreder. Akut SSKR’de ilk yaklaşım, hastayı gözlemek ve risk faktörleri varsa ortadan kaldırmaktır (29).
Fokal Argon lazer fotokoagulasyonu, FA’de saptanan sızıntı alanlarına uygulanır (Resim 20). Subretinal sıvının rezolüsyonunu hızlandırsa da sonuç görme keskinliği ve nüks sıklığı üzerine bir etkisi olmadığı gösterilmiştir (29). Bu tedavi daha ziyade extrafoveal az sayıda sızıntı odağı olan hastalarda tercih edilebilecek bir yöntemdir.

Santral8

Resim 20: SSKR nedeniyle seröz dekolmanında 5 ay içinde gerileme olmayan bir doktor hastamızda tek odaktan olan sızıntı fokal laser ile tedavi edildikten sonra hızla dekolmanın çekildiği ve 1 ay içinde tamamen yokolduğu görülmekte. Üstte infrared otofloresans görüntüde solda lazer öncesi, sağda ise sonrası izlenmekte. Bu görüntüde üst temporal arkuat içinde fovea üst nazalinde lazer skarı (üst sağ) görülmektedir. Altta solda tedavi öncesi, sağda ise sonrasındaki OKT görüntüsü izlenmektedir.
Fotodinamik tedavi (FDT), yeni bir tedavi seçeneğidir kronik olgularda ve fotokoagulasyondan uzak durulması gereken jukstafoveal ya da subfoveal lokalizasyonlu RPE lezyonlarında daha sıklıkla kullanılmaktadır (29, 30). İndosiyanin yeşil (ICG) anjiografide tespit edilen koroidal hiperpermiabilite alanları hedef alınarak uygulandığında FA rehberli uygulamalara göre daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Genellikle standart uygulamadan ziyade yarı dozda verteporfrin ile veya yarı güçte diode laser ile uygulamalar tercih edilmektedir. Tedaviye cevap genellikle oldukça iyidir ve başarı oranları yüksektir. Bu haliyle kronik SSKR de ilk tercih edilebilecek tedavi seçeneğidir denilebilir.
İntravitreal anti- vasküler endotelyal büyüme faktörü (anti-VEGF) enjeksiyonu da tek başına ya da FDT ile birlikte SSKR tedavisinde yararlı olabileceğini gösteren yayınlar olmakla birlikte bunlar çok küçük vaka serileridir (31).